DOLAR

31,0365$% 0.09

EURO

33,8157% 0.66

GRAM ALTIN

2.027,29%0,46

ÇEYREK ALTIN

3.447,00%-0,76

TAM ALTIN

13.745,00%-0,03

BİST100

9.375,41%0,68

BİTCOİN

1608863฿%0.83155

a

Madeni Paraların Kenarlarında Neden Tırtıklar Bulunur?

Paranın icadı, şüphesiz insanlık için en büyük icatların arasında bulunuyor. Para sayesinde ticarette büyük bir gelişme ve sıçrama gözlendi. İnsanlar kendi arasındaki ticareti rahatlıkla gerçekleştirebilir hale geldi. Bu durum da, insanların kendilerini daha kolay şekilde geliştirebilmesine ve ilerleyebilmesine imkan sağladı.

Para, tarih boyunca çeşitli yöntemlerle ve mâdenlerle yapıldı. İlk başlarda paranın değerini yapılmış olduğu maden belirlerken zaman içerisinde üzerinde yazan rakamın değeri ön plana çıktı. Günümüzde kimi madeni paralar madeni anlamda çok değerli olmasan da, üzerinde yazan rakamlar sayesinde onun değerini belirleyebiliyoruz. Ancak günümüzde kullanılan madeni paraların bir önemli ve dikkat çekici özelliği daha bulunuyor. Bu özellik de, paraların kenarında bulunan tırtıklar.

Paranın Bulunuşu

Lidyalılar, alışverişlerinde kullandıkları takas yöntemine bir alternatif oluşturmak ve daha başarılı şekilde ticaret yapabilmek adına bir yöntem geliştirdi. Parayı buldular ve bunu ticaretlerini kullanmaya başladılar. Lidyalılar parayı kullandığında muhtemelen dünyanın en etkileyici icatlarından birini bulduklarının farkında değillerdi. Bunu sadece günlük hayatlarındaki bir sorunu çözmek için kullanıyorlardı. Ancak paranın değeri ve önemi zaman içerisinde bu kadar sınırlı kalmadı. Lidyalıların parayı bulmasının ardından Çinliler bu icadın peşini bırakmadı. Bu icadı anlamaya ve kendi kültürleri içerisinde kullanmaya çalıştılar. Paranın Lidyalılar tarafından milattan önce yedinci yüzyılda bulunmasına karşılık, Çinliler ilk parayı milattan önce 118 yılında kullanmaya başladı. Milattan sonra 806 yılındaysa ilk kağıt paranın kullanımına başladılar.

Paranın Ağırlığı ve Üretildiği Madenler

Lidyalılar yapmış oldukları paraları altın, gümüş, alüminyum gibi çeşitli maddelerin karışımından yapıyorlardı. Bu parayı sikke olarak isimlendirmişlerdi. 19. yüzyıldan önce 3,5 gram ağırlığındaki altın sikkeler kullanılıyordu. Daha sonra ise 7 gram ağırlığındaki altın sikkelere geçildi. Bu paralar, çeşitli devletler tarafından kullanılıyordu. Dolayısıyla ortak bir para birimi mevcuttu. Bu sayede, paranın üretimi tek bir kaynağa bağlı değildi. Yani paranın değerini tek bir kaynaktan yönetmek neredeyse imkansızdı.

Eski Zamanlarda Parayı Kazanma Fikirleri

Para, kısa zaman içerisinde o kadar önemli bir eşya haline gelmişti ki, herkesin sahip olmayı istediği bir konumda bulunuyordu. Bundan dolayı herkesin amacı onu elde etmekti. Bunun için insanlar çeşitli yollara başvuruyordu. Kimi insanlar alın teri ile birlikte parayı kazanmaya çalışıyordu. Bu şekilde hak etmiş olduğu parayı değerlendirerek harcıyor veya farklı yatırımlar yaparak daha fazla para kazanmayı hedefliyordu. Ancak daha fazla parayı haksız yöntemlerle elde etmeye çalışanlar da bulunuyordu. Bu insanlar, akıllara gelen para kazandıracak her türlü yöntemi denemeye hazırdı.

Paranın değerli madenlerden yapıldığı sahtekarlar tarafından biliniyordu. Bunu dikkatlerinden kaçırmayan kişiler, farklı bir yöntem denemeye çalıştılar. Paranın altından oluşan kısımlarını kazıyor ve değerli olan kısmını çıkarıp alıyorlardı. Bunu çok sayıda para için gerçekleştiren sahtekarlar sonuçta ellerinde bir altın kütlesi ile karşılaşıyorlardı. Altının tekrar ısıtılmasıyla birlikte ona istedikleri şekli rahatlıkla verebiliyorlardı. Bu sayede paraları kazanarak elde eteklerin altından çeşitli mücevherler veya yeni paralar oluşturabiliyorlardı. Bu değerli eşyalarla birlikte kazanç sağlayan sahtekarlar, kazıdıkları madeni paraları da alışverişte kullanmayı deniyorlardı. Eski zamanlarda yapılan paralar zaten kusursuz bir şekle sahip olmadığı için yontularak bozulmuş bu madeni paralar kimi kimseler tarafından kabul ediliyordu. Dolayısıyla sahtekarlar zenginliklerine zenginlik katabiliyorlardı.

Sahtekarlığın Önüne Nasıl Geçildi?

Bunun farkına varan devletler bu sahtekarlığın önüne geçmek adına çeşitli fikirler üzerine çalışmaya başladılar. Bir an önce bu sahtekarların önünü kesip halkın zarar görmesini engellemeliydiler. Çünkü bu sahtekarlar bu şekilde halkın parasını alıyor ve onlara kullanılması imkansız paralar veriyorlardı.

Bir paranın sahip olması gereken ağırlık herkes tarafından biliniyordu. Paranın altın kısımlarının yontulması durumunda paranın ağırlığı azaldığı için, bu paranın yontulduğu rahatlıkla anlaşılabiliyordu. Bundan dolayı, ilk çözüm olarak insanlar yanlarında terazi ile dolaşmayı tercih etti. Alışveriş sırasında insanlar alacakları parayı terazide tartıyor ve hedeflenen ağırlığa uymayan paralar kabul edilmiyordu. Ancak bu çözüm çok da pratik bir çözüm değildi. Bundan dolayı insanlar mutlu bir şekilde rahatlıkla yaşayamıyordu. Bunun üzerine farklı bir fikir denenmeye çalışıldı.

Devlet, paranın üretim şeklinin değiştirilmesi üzerine çalıştı. Madeni paraların etrafına tırtıklar koyarak, bir paranın yontulmuş olup olmadığının belli olabilmesini sağladı. Eğer bir madeni paranın tırtıkları sağlam şekilde yerinde bulunmuyorsa, bu durum o paranın yontulduğu ve değerini kaybettiği anlamına gelirdi. Bu durumda o paralardan uzak durmak gerekirdi. Bu sayede yontulmuş olan paralar son sahiplerinde kaldı. Böylelikle bir sahtekarlığın önüne geçilmiş olundu.

Günümüzdeki Paralar Değerli Madenlerden Yapılmıyor

Tüm bu hikayenin ardından, günümüzdeki paraların değerli madenlerden yapılmamasına rağmen neden tırtık bulunduğu gibi bir soru akıllara gelebilir. Çünkü, hiç kimse günümüzdeki madeni paraları yontarak bundan bir değer kazanamaz. Dolayısıyla günümüzde kullandığımız madeni paraların kenarlarının tırtıklı olmasının hiçbir gereği yoktur. Evet, bu doğru bir bakış açısı. Günümüzdeki madeni paraların tırtıklı olmasının tek sebebi, geleneklerimiz. İlk dönemlerde yapılan paralar bu şekilde olduğu için bu tarz, adeta bir madeni paranın tanımına yerleşmiş şekilde. Bu sayede, eskiden böyle yapmaya alışıldığı için günümüzde de madeni paraların kenarları tırtıklı şekilde üretiliyor.

İnsanlar, çok çeşitli ihtiyaçlara sahip olan karmaşık canlılardır. Sahip olmuş olduğu düşünme kapasitesi ve zeka sayesinde ihtiyaçlarına ve sorunlarına çözüm üretebilirler. İnsanların sahip olduğu bu ihtiyaçlar, onun çeşitli icatlar yaparak sorunlarını gidermesine sebebiyet vermektedir. Bu durumda, insanlar tarafından bulunmuş olan sayısız icat vardır. Paranın bulunması da bir ihtiyacı ve sorunu ortadan kaldırırken, paranın kenarlarının tırtıklı olması da bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkmış bir durumdur. Bu durum böyle devam edecektir. İnsanların ihtiyacı giderildikçe yeni ihtiyaçlar ortaya çıkacak ve bu ihtiyaçlar çok daha yüksek bir zeka kapasitesini gerektirecektir. Önemli olan şey, günümüzün ihtiyaçlarını başarılı şekilde karşılayabilmenin yolunu bulmak. Çünkü insanların ihtiyacını başarılı, verimli ve kaliteli şekilde karşılamayı başaran buluşlar insanlık tarihine geçer ve başarılı olur. Bu icatlara imza atan ülkeler diğerlerinin önüne geçer ve çok daha yüksek bir refah düzeyi içerisinde yaşar. Dolayısıyla kendimiz ve sevdiklerimiz için daha iyi bir hayata sahip olabilmek adına insanların ihtiyaçlarını dikkatli şekilde incelemek ve modern çözümler yaratmaya çalışmak büyük önem taşımaktadır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

HIZLI YORUM YAP